I'm not a writer. Sometimes I write, but I don't define myself as a
career writer. And that isn't because I couldn't tolerate the garret
lifestyle of an obscure writer. It is because I couldn't tolerate the
garret lifestyle of a successful writer. By successful I don't
mean Edith Wharton. I don't think it is reasonable for me to aspire to
her level of artistic achievement. For that matter, it isn't reasonable
for me to aspire to the level of inherited wealth that enabled her to
live lavishly regardless of her books' success. Nor do I mean
commercially successful writers like Tom Clancy. I'd like to write
something that at least a few people would remember as having touched
their lives.
why I am not a writer!!!
Yazar Oldum! (:
Yalniz oturuyorum. Saat? Saati bilmiyorum, ki , bilmek de
istemiyorum. Gordugum kadariyla gecenin bilmem kacinci yarisi, duydugum haliyle
di$arida kopekler, belki korkudan belki ne$eden, bagri$iyorlar benim asla
anlayamayacagim bir dilde.
Karanlik sokagi aydinlatan iki $ey var; sokak
lambalari ve yalin ay. Nedense beni daha dogrusu icimi aydinlatamiyorlar. Bu
karanlikta ne? Yapmaliyim. Uyku denen yari olume boyun egip uyumali miyim?
Kendimi zamanin aki$ina birakip gunun dogu$u ile yeniden her zamanki tek
duzeligi donebilirim.
Her zamanki gibi bir gece ve her zamanki gibi du$unuyor
olsam direk yatagima giderdim. Onlarca dakika donup durduktan ve hic olmadik
$eyleri du$undukten sonra pek mi$il da olmasa uykuya teslim olurdum.
Ama
degil i$te bu sefer farkliydi... Uykunun bin atlilari tum kalelerimi zaptetse
de, goz kapaklarim du$se de ben yinede uyumayacaktim.
Peki ama nereye?
kadar Yada klasik soru ne? yapacaktim. İ$te yine o en buyuk kaos yada kaosum
ba$liyor. Ne yapacagim?...
Can sikintisi birkac sayfa roman, can
sikintisi, bir bukle televizyon, can sikintisi, bir sigara daha tamam pes ettim
yine yazacagim.
Her zamanki gibi, neden? hep canim sikilinca yaziyorum,
acaba sadece zaman gecirmek icin mi? yaziyorum, yada niye? mutluluktan ucarken
canim hic yazi yazmak istemiyor. Birkac kucuk $iir di$inda... Aman $imdi bu
sorulari hicte kaale alamam; yazmaliyim cunku...
Ba$ladik yine. Garip bir
olgu bu yazi yazmak. oyle hizli du$unuyorum ki ellerim hizima yeti$emiyor. Zaten
ilkokuldan beri kargacik burgacik olan yazim daha da bir egriliyor buzuluyor.
oyle ki geri donup yazdiklarimi okumaya kalksam saatlerimi alabilir... Yazdikca
hararetleniyorum. Yazdiklarimi bilmeksizin yazmanin pi$manligi
icinde...
cogu insanin aksine amacim zamani hizlandirmak,cok cabuk
gecmesini saglamak ki sanki gozlerimi her bir kirpi$imda saatler gecsin... Belki
bu $ekilde kurtulurum. Yanlizligimdan. Yanlizlik? Birde o var can sikintisina ek
olaraktan.
Abartiyorum galiba; aslinda yalniz degilim. Yanliz olmayi
istemedigim surece...
Evet , goz kirpmalariyla-saatler derecesinde
olculemeyecek bile olsa baya bir zaman gecti i$te.
Garip du$unceler,
komik yakinmalar, habire karalanan bir kagit, devamli dolup bo$altilan bir
kultablasi ve yine onun gibi dolup bo$alan gozlerle... Ayni yari olum oncesi
oldugu gibi: Bo$ du$unceler garip garip gecip giden... Ama en azindan $imdisinde
uyumak icin yataga cekilince, uyuma oncesi torenine ihtiyac kalmadan
uyuyabilirim.

Diablous
Durmasana Oyle! ! ! !
Bakma oyle! ! ! ! ! ! ! ! !
Kimler?
bo$luk doldurmaca oynadik hayatimiz boyunca
hep bir $eyleri doldurduk durduk
bo$ kalanlara uzulduk,careler aradik
olmadiysa da yamalar yaptik
oyleymi$ gibi gorunduk yillar yili
ne de komik olduk yarabbi kimbilir
ayni $eyleri yedik ayni yerelere gittik
kabuslarimiz bile ayniydi her gece korktugumuz
farkli ruyalara hasret kalmi$iz aslinda ne aci
cember icinde ko$e yaratmaya cali$mi$iz
halkalarda ko$e kapmaca oynami$iz
cogumuz mizikci kimimiz mizikaci
ama hepimiz oyun bozan yurek yakanmi$iz
benzer notalarla harika balladlar yaptik
bir de dans uydurduk bunlara hic sikilmadan
pusulamiz eksikti ama bize yol gosterdi
sen sag ben selamet vardik i$te bir yerlere
bizler memnun olmayi mi bilemedik,yoksa
memnun olmayi mi istemedik acaba
yagmurun bile e$it degildi ki damlalari
her defasinda ya coktu ya da eksik
gune$ bazen sicakti bazense soguk
fakat nafile,yapamadilar
bizde bir farkindalik yaratamadilar
biz yine geni$ patikalarda yol aldik
on adam boyu yerlerde bile bencildik
kar$idan gelene yol vermedik,bilakis
kar$imizdan geldi diye yol bile aldik
dedim ya bizler cok geni$ patikalari sevdik
zamanla asfalt doktuk ama ayniydi her$ey
kim bilebilirdi ki caglayan zamanin durulacagini
nasil da me$gulduk de goremedik
bol zamanalarda siki$tik kaldik
dar tunellere ahalimizle daldik
$imdiyse onca acik gunlerde
bir biz islanip duruyoruz reva midir bize
geni$ mi geni$ yollarda trafige takildik
sucu yine kenardaki cicege attik
bizler adam olmayi mi bilemedik,yoksa
adam olmayi mi istemedik acaba
hani bi sozde aklima geldi,
beyazlari kirletende du$unceler temizleyende....
oysa beyaz hep beyaz asil degi$en renk bizde...
Marquez'in Son Mektubu
| MARQUEZ'IN MEKTUBU Yakalandigi lenf bezi kanseri nedeniyle saglik durumu kötülesen ve inzivaya çekilme karari alan Kolombiyali yazar Gabriel Garcia Marquez, yakin dostlarina bir veda mektubu gönderdi. Yazarin mektubu, degisik dillere çevrildi ve internet üzerinden yayina verildi. Iste usta yazar Marquez'in duygu yüklü veda mektubu: "Tanri bir an için paçavradan bebek oldugumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklimdan geçen her seyi dile getiremeyebilirdim, ama en azindan dile getirdiklerimi ayrintisiyla aklimdan geçirir ve düsünürdüm. Esyalarin maddi yönlerine degil anlamlarina deger verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumdugum her dakikada, 60 saniye boyunca isigi yitirdigimi düsünürdüm. Insan asktan vazgeçerse yaslanir... Baskalari durdugu zaman yürümeye devam ederdim. Baskalari uyurken uyanik kalmaya gayret ederdim. Baskalari konusurken dinler, çikolatali dondurmanin tadindan zevk almaya bakardim. Eger, Tanri bana birazcik can verse, basit giyinir, yüzümü günese çevirir,sadece vücudumu degil, ruhumu da tüm çiplakligiyla açardim. Tanrim, eger bir kalbim olsaydi nefretimi buzun üzerine kazir ve günesin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yildizlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti siirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaslarimla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acisini hissederek dudak kirmizisi taç yapraklarindan öpmek isterdim. Tanrim bir yudumluk yasamim olsaydi... Gün geçmesin ki, karsilastigim tüm insanlara onlari sevdigimi söylemeyeyim. Tüm kadin ve erkekleri, en sevdigim insanlar olduklari konusunda birer birer ikna ederdim ve ask içinde yasardim. Erkeklere, yaslandiklari zaman aski birakmalarinin ne kadar yanlis oldugunu anlatirdim. Çünkü insan aski birakinca yaslanir. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayi kendi baslarina ögrenmelerine olanak saglardim. Yaslilara ise ölümün yaslanma ile degil unutma ile geldigini ögretirdim. Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok sey ögrenmisim. Tüm insanlarin, mutlulugun gerçekleri görmekte sakli oldugunu bilmeden, daglarin zirvesinde yasamak istedigini ögrendim.Yeni dogan küçük bir bebegin, babasinin parmagini sikarken aslinda onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettigini ögrendim.Sizlerden çok sey ögrendim. Ama bu ögrendiklerim pek ise yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir sekilde... Artik ölebilir miyim?" |
||||

ABQIAAAAXkwC8_GEDjrIH6blzDbPKhS2WEEEAZQdMHI9jHNjTDzYwoHkthTjuAL6t3zQ_zmAieU2eeWBhpZGHQ